Özel Öğrenme Güçlüğü (Disleksi)

Özel Öğrenme Güçlüğü (Disleksi)

Özel Öğrenme Güçlüğü (Disleksi)

Disleksi, zekâsı normal ya da normal üstü olan, herhangi bir duyusal, nörolojik, fiziksel, ruhsal ve kültürel özrü olmayan okuma, yazma, matematik, kendini ifade etme, düşünme, zaman ve mekanda yönelme alanlarından biri veya birkaçında yetersizliğe yol açan bir bozukluktur.

Belirtileri Nelerdir?

  • Okuma bozukluğu: Diğer adıyla, okuma güçlüğü nedir? Kelimeleri tersten okuma, kelimeleri atlama, heceleri atlama, heceleri karıştırma, harfleri karıştırma, duraksayarak okuma gibi okuma güçlüğü çekerler.
  • Yazma bozukluğu (Disgrafi): Yazı yazmak istediklerinde harfleri ters yazmaları, bazı harflerle rakamları karıştırmaları, kısacası birbirine benzer sembolleri karıştırıp hatalı kullanmaları olasıdır. Örnek: “E” harfini ters yazabilir veya “E” yerine “3” rakamını kullanabilirler. Özellikle küçük “d” harfi ile “b” harfi, noktalı harflerle noktasız harfler sıklıkla karıştırılır.
  • Öğrenme bozukluğu – Öğrenme güçlüğü: Basit komutları takip edemeyip öğrenme güçlüğü yaşayabilirler. Örnek: Sağını, solunu karıştırabilir, ayakkabılarını ters giyebilirler. Bu gibi durumlar yaşıtlarından geri kalmalarına sebep olur.
  • Anlama bozukluğu: Bu kısım dikkatle de alakalıdır. Disleksili çocuklar, dikkatini sürdürme konusunda güçlük çekebilirler. Dikkat bozukluğu ile disleksinin birlikte gözlemlenmesi olasıdır. Bu sebeplerle anlama bozukluğu problemiyle karşılaşabilirler.
  • Çelişki: Resim, müzik, matematik gibi alanlarda sizi şaşırtabilecek performans sergileyip yaşıtlarından çok daha iyi işler yapabilirler. Disleksili çocuklar, özel yetenekli çocuklardır. Bu durum sizin kafanızı karıştırabilir; sizi “istese yapar” gibi yanlış düşüncelere sevk edebilir. Aslında okuma bozukluğu zeka ile alakalı değildir. Disleksili çocuklar beynin sol ön lobunu kullanmakta güçlük çektikleri için “istemeleri” yetmez. Desteklenmeleri gerekmektedir.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların genel davranış özellikleri

Okul öncesi dönemde:

  • Konuşmada gecikme görülebilir.
  • Birbirine yakın heceli kelimelerde sesler karıştırılır. (“Su” yerine “bu” gibi)
  • Ayakkabıların bağlanmasında başarısızlık yaşanır.
  • Sağ-sol karıştırılır.
  • Bir iş yapılırken her iki el de kullanılır, kullanılacak el konusunda belirgin bir seçim yapılamaz.
  • Alfabedeki harf ve seslerin öğrenilmesinde zorluk yaşanır.
  • Zaman ve yön kavramları birbirine karıştırılır. Okul döneminde:
  • Okuma geç ve zor öğrenilir.
  • Yavaş ve hatalı okunur.
  • Yazı bozuklukları çok sık görülür.
  • Matematikte güçlük çekilir.
  • Çarpım tablosunu öğrenememe görülür.
  • İmla ve noktalama hataları yapılır.
  • d ile b, p ile b harflerini karıştırılır.
  • Okuduğunu anlamada sorun yaşanır.
  • Okurken sık sık harfler karıştırılır (“dağ” yerine “bağ”, “sal” yerine “şal” vb.).
  • Harflerin sırası karıştırılır (“kız” yerine “zık” veya “ızk” vb.).
  • Benzer kelimeler birbirine karıştırılır (“incir” yerine “zincir”, “en” yerine “ne” vb.).
  • Ayna görüntüsü ile ters olarak yazma.
  • Bazı kelimeler yanlış hecelenir, hece atlanır, heceler tersten okunur - yazılır.
  • Sesli okuma sırasında vurgulamalar inişli - çıkışlı olur ve noktalama işaretleri görülmez.
  • Dil sorunları görülür.
  • Sayfa yanlış ve düzensiz kullanılır, çizgiler arasında yazmada zorluk yaşanır.
  • Kelimeler çok yer kaplayacak şekilde aralıklı veya birbirine çok bitişik yazılır.
  • Yuvarlak ve düz çizgiden oluşan harfleri yazmada zorluk yaşanır.
  • Aşırı düzensizlik görülür.
  • Dikkat dağınıklığı veya erken unutma görülür.
  • Geç ve yavaş yazılır.
  • Şekiller, semboller ve işaretler tersten algılanır ve yazılır. ( “+” yerine “x” kullanma gibi)
  • Öz güven yoksunluğu yaşanır.
  • Problem çözme becerilerinde gerilik gösterirler.
  • Yazılı sınavlarda başarısızlık oranı sözlü sınavlara kıyasla daha yüksektir.
  • Zamanı kullanma, kavrama ve söylemede zorluk yaşanır.
  • Kurulan cümlelerin sonunu getirmede zorluk yaşanır, genelde kısa cümleler kurulur.
  • Aşırı hareketli ya da aksine çok durağan olabilirler.
  • Birden fazla işlem gerektiren problemlerde sorun yaşarlar.
  • Soyut kavramları algılamada zorluk yaşanır.
  • Organize etme, sentez ve analiz etmede güçlük yaşanır. • Uyum sorunu görülür.
  • Görsel ve işitsel algıda yavaşlık söz konusudur.
  • Motor koordinasyon sorunları yaşanır.

Tedavi

Öğrenme bozukluğunun tedavisinde ilaç kullanılmaz, tedavi eğitimle gerçekleşir. Ancak hiperaktivite veya dikkat eksikliği gibi durumların varlığında ilaçla destek sağlanır. Öğrenme güçlüğü olan çocuk ve gençlerin eğitimi sadece normal sınıf müfredat programı ve özel dersleri ile gerçekleşememektedir. Tanı konulup değerlendirme yapıldıktan sonra oluşturulan özel eğitim programıyla ve psikopedagojik yaklaşımla yapılacak eğitsel terapiyle öğrenme gerçekleşebilmektedir. Terapinin başarısı olgunun çok iyi değerlendirilmesine bağlıdır. Psikolojik terapi yapılmazsa öğrenme bozukluğu kendiliğinden düzelmemektedir. Terapinin amacı; her çocuğun ihtiyacı doğrultusunda öğrenme deneyimleri kazanmasını sağlamaktır. Tanı sonucunda özel bir eğitim programı oluşturulur.

Tedavi sırasında uygulanacak psikopedagojik programın ilkeleri:

  1. Sorunla ilgili öncelikle ebeveyni bilgilendirmek.
  2. Çocuğun öğretmenini varsa PDR servisini bilgilendirmek ve işbirliği yapmak.
  3. Yetersiz ve sorunlu olan becerileri geliştirici özel eğitim programı hazırlamak, hedefleri saptamak.
  4. Terapi programı uygulanırken adımların küçükten büyüğe, kolaydan zora, yakın hedeflerden uzak hedeflere doğru pekiştirilmesine dikkat etmek.
  5. Geri bildiren, farkına vardıran, düzelttiren bir yaklaşımla çocuğun hatasını fark edip düzeltmesine fırsat vermek.
  6. Anne-babayı, çocuğun öğrenme, ders çalışma, davranış ve alışkanlıklarındaki sorunlarla nasıl baş edecekleri konusunda eğitmek, onlara danışmanlık yapmak.
  7. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden benlik saygısı, sosyal beceriler ve duygusal davranışsal sorunlar için bireysel-grup terapiye yönlendirmek.
  8. Periyodik olarak değerlendirmek, devam eden sorunlar için yeni programlar hazırlayıp yeni hedefler belirlemek.

Öğrenme bozukluğu olan çocuğun-gencin psikopedagojik terapisinde en sık başvurulan eğitim program ve stratejilerinin başlıcaları:

  1. Kephart’ın algısal-motor modeli: Kephart’a göre öğrenme bozukluğu olanlarda kaba motor, ince motor, görsel algı ve beden imajının geliştirilmesine önem verilmektedir. Tedavisinde kaba motor çalışmalarda yürüme tahtası, ritmik hareketler önemlidir.
  2. Getman’ın eğitim programı: Gelişimci görüşe dayanır. Getman’ın eğitim programında genel koordinasyon, denge, el-göz koordinasyonu, göz hareketleri, şekil tanıma ve görsel hafıza egzersizleri ağırlıktadır.
  3. Frostig eğitsel terapi yaklaşımı: Görsel algıya ve dikkate önem verir. Algısal becerilerin otomatikleşmesi için sürekli tekrarlanması gerekir. Uygun algılama için gerekli olan unsur da dikkattir. Örneğin; çocuk “b” harfinin şeklini öğrenirken harfin şekline ve çizgilere dikkatini yoğunlaştırmalıdır. Bu nedenle dikkat yoğunlaştırma eğitimi algı becerisinin eğitimi kadar önemlidir.
  4. Piaget’in bilişsel gelişim kuramı: Bu kuramdan özellikle erken tanı konulabilmesi için yararlanılabilir. Çünkü her gelişim dönemine ait bir gelişim ödevi vardır ve normal birey bunları yerine getirir. Bunlar için algılama önemlidir. Terapide de algının geliştirilmesine yönelik davranılmalıdır.
  5. Duyulara dayanan akademik terapi: Görsel, işitsel, kinestetik duyulara dayanan pedagojik yaklaşımdır. Çocuk bir harfi görür, adını duyar, söylerken parmağıyla üzerinden gider, söyleyerek yazar. Bu teknikte okuma ve yazma eğitimi beraber gider.
  6. Vallet’in psikopedagojik terapi programı: Gelişimci görüşe dayanır. Kaba motor, duyusal motor entegrasyon, algısal-motor, dil-kavram, sosyal gelişim alanlarını geliştirecek çok sayıda alıştırma içerir. 

Derslerine çalışmak istemeyen, yeterli not alamayan çocuklar öğretmene ve derslere karşı düşmanca bir tavır sergiler. Hayal kırıklıkları onlarda korku, suçluluk ve çekingenlik duygusu yaratır. Kendi değer ve becerilerinden şüphe duyarlar. Cesaretlendirilmeye, yüreklendirilmeye muhtaçtırlar. Bu amaçla pedagojik yardımcı derslerde ilk önce çocuklarla çeşitli oyunlar oynar. Bu oyunlar, yap-boz tahtaları, çocuk-dünya oyunu, kukla tiyatrosu, resim boyama gibi yaratıcı oyunlardır. Bu oyunlarda amaç çocuğun disipline edilmesi, temiz, düzgün çalışması değildir. Tek amaç başarısızlığın çocuklara verdiği agresiviteyi açığa çıkarmak, onları nefret-şiddet duygularından arındırmak ve rahatlatmaktır. Bu arada çocuğu rahatsız eden temel sorunla ilgili ipuçları elde edilir. 

Ülkemizde özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar özel çabalarla sınırlı sayıdaki, çocuk ruh sağlığı merkezlerinden bireysel psikopedagojik yardım almaktadırlar. Bu kişiler normal ya da normalin üzerinde zekaya sahip oldukları halde zihinsel özürlüler kadar şanslı değildirler (Bunda özel öğrenme güçlüğü kavramının yeni yeni gelişmesi ve tam olarak ne tür önlem alınabileceği ve nasıl tanılandırılacağı konusunda geniş bilgiler olmamasıyla da ilişkilendirilebilir. Sorunun çok net olarak karşımıza çıkmaması ve bu durumun zamanla düzeleceği inancının olması da bunda etkili olabilir). 

Öneriler

  • Çok geç kalınmadan ve zarar verilmeden; fark edilir edilmez bir uzmana götürülmesi. Özel öğrenme güçlüğü özel bir uzmanlık gerektirir. Bu yardım öğretmenlerden beklenmemelidir. Gerekli tıbbi ve psikolojik ölçümler yapılmalı, psikoeğitim ve psikiyatrik destek sağlanmalıdır.
  • Özel öğrenme güçlüğü olan çocuk öncelikle olduğu gibi, kimseyle kıyaslama yapmadan ve özel durumu inkar edilmeden kabul edilmeli.
  • Sabırlı, anlayışlı ve hoş görülü olunmalı
  • Tutarlı davranmalı. Bir gün sabırlı ve anlayışlı iken diğer gün “senden bıktım” dememeli. Aynı zamanda çocuğa karşı evdeki diğer bireylerin de birbirleri ile tutarlı olmaları gereklidir.
  • Her bireyin kendine ait yapabilirlikleri, ilgi ve yetenekleri olduğu unutulmadan; çocuğun yapamadıkları üzerinden değil yapabildikleri üzerinden hareket edilmeli.
  • Okul ve öğretmenleri ile yakın bir iletişim içine girilerek birlikte ortak adımlar atılmalı.
  • Okul dışında gerekli destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmeli.
  • Öz güven kazanması için gerekli desteğin verilmesi, sosyal faaliyetlere yönlendirilmesi, yapabildiklerinin takdir edilmesi ve teşvik edilmesine dikkat edilmeli.
  • Çocuktan utanılmamalı ve toplumdan uzaklaştırılmamalı.
  • Çocuğa her şeyin yolunda olduğuna dair güven verilmeli.
  • Kendini ifade etmesine, farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmeli.
  • Her çocuğun büyüme - gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğunu düşünerek çocuğa dair büyük beklentiler içine girilmemeli, zorlanmamalı ve başkaları ile kıyaslanmamalıdır.
  • Yeterli ilgi ve sevgiyi vererek, onun sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu lütfen her defasında belirtiniz.

 (Kaynak: Özel öğrenme güçlüğü “Disleksi” Uygar Salman, Serdal Özdemir, Arzu Berna Salman, Fatma Özdemir İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı)